GRAFİKSEL ANLATIM
Eskiden yaşayan insanların mağaraya yaptıkları eserlere 'Mağara Resimleri' yerine 'Mağara Çizimeleri' yada 'Mağara Grafikleri' de denebilirdi. Fakat genel olarak Mağara Resimleri kullanılmaktadır. Oysa hem içerik hemde teknik olarak bakarsak onların birer grafiksel çizim olduklarını anlayabiliriz. Aslında sanatsal alanların arasında sıkı bir bağ vardır; resim, heykel yada şiir olsun, temelinde, başka bir insana duygu, düşünce yada yaptıklarıyla ilgili bilgi vermek vardır.
Madem öyle, o zaman Grafik'te nerden çıktı, gibisinden bir soru gelmeli aklımıza..... Ve bu sorunun cevabını aramalıyız.
Konuya şu şekilde yaklaşmak daha doğru gibime geliyor ; grafik hep vardı, zamanı gelince adı kondu. sonuçta grafik bir anlatım dilidir, problem çözmedir. Neyin ne olduğunu, nasıl olduğunu, kime ait olduğu, ne için olduğunu vs. anlatır...
Grafik, ticaretin yoğunlaşmasıyla önem kazanır ve gelişir.. Dünya nüfusu arttıkça ticaret hacmide büyümüştür, üretim kapasitesi genişlemiştir, ürün çeşitliliğide buna bağlı olarak artmıştır. Aynı ürünü üreten farklı kişiler aynı pazarda karşılaştıklarındada ortaya PROBLEM çıkmıştır... Bu problem sadece hangi ürünün kime ait olduğu değil aynı zamanda kalite ve fiyatıylada ilgilidir...
Olayı daha iyi anlamak için şöyle düşünelim: A gemisi çeşitli yerlerden topladığı ürünlerle limana gelmiştir. Tüccarlar mallara bakar ve beğendiklerini, satabilecekleri ürünleri alırlar. Diyelimki farklı yerlerden toplanmış aynı ürünler var, bu ürün örnek olarak kumaş olsun.. Aynı tüccarında farklı yerlerden gelen kumaşlardan aldığını düşünelim... Bu ürünler yani kumaşlar satışa sunulacak, müşteri bunların kalitesine, rengine, desenine, fiyatına, elbiselik kumaşsa teniyle uyumuna vs., döşemelik kumaşsa mobilyasıyla uyumuna vs. özenle bakacak ve kumaşlar arası bir karşılaştırma yapacaktır.. Bu karşılaştırma tüccara, tüccardan gemi tüccarına, gemi tüccarındanda üreticiye kadar yansıyacaktır...
Bu şekilde ÜRÜN'ün adlandırılması zorunluluğu çıkacaktır. Zamanla adlandırmakta yetmeyecek ( aynı ismi taşıyan kişiler aynı ürünü üreteceklerinden dolayı) ve semboller devreye girecektir.. Zamanla sembollerde yetmeyecek ve farklı tasarımlara ihtiyaç duyulacaktır ve bunları yapacak birilerine ihtiyaç duyulacaktır... O birileri zamanla çıkacak ve yine zamanla logo ve amblemde tarihteki yerini alacaktır...
Grafiksel anlatımda renklerde önemlidir. Rengi sırf anlatımı süslemek için kullanmak doğru değildir, psikolojik ve sosyolojik yönünüde bilip ona göre renkler seçilmedir. Tabiki burada tek tek renklerin anlamları üzerinde durmayacağım, asıl konu şu; renklerin toplumlara göre anlamının ve etkisinin değiştiğidir. Hatta bu konuyla ilgili çok ilginç bir tartışma geçmişti arkadaşlar arasında, şöyle: sanırım 8-9 yıl önceydi, turistlere yönelik küçük rölyef tasarımlar yapmıştık ve nasıl renklendireceğimiz hakkında konuşuyorduk. Bir arkadaş, avrupalı turistler için ayrı renklendirelim, doğudan gelen turistler için ayrı, avrupalılar yaldızlı renklerden hoşlanmaz, yaldızı ihanet, üçkağıtçılık, yalancılık, dolandırıcılık olarak değerlendirirler, dedi. Bunun tam tersine doğu kültürleri yaldızı kutsal sayar, sever ve saygı duyarlar... Arkadaşımız bunu bir kitapta okuduğunu söyledi. Bilemem artık. Olabilir, neden olmasın. Belki birisi araştırma yaptı ve böyle bir sonuç çıktı ortaya... Herneyse, bu konunun neden böyle olabileceği hakkında tartışmaya başladık ve ortaya çok ilginç fikirler çıktı... Açlıktan, hastalıktan kavrulan bir avrupa düşünün... İnsanlar ölüyor, dışlanıyor, bir yandan savaşlar, bir yandan kölelikler, alt ve üst sınıflar... Engizisyonlar... Şunlar, bunlar... Yaldızın temsil ettiği şeyler sadece otorite... Başka hiçbirşey değil.... Aç, hasta, gerektiğinde savaşa çağrılan, gerektiğinde karın tokluğuna çalıştırılan halk ister istemez bilinçaltında düşmanlık oluşturuyor ve yine bunu bilinçaltında sembolleştiriyor, nesnelleştiriyor... Elinden gelse otoriteyi yok edecektir belki fakat buna gücü yetmediği için içsel olgular geliştiriyor...
Bunun tam tersine doğu kültüründe böyle birşey yoktur... Yaldızlı ve canlı renkler kutsallaşmıştır... Onlardaki otorite yaldızımsı renklerden soğumalarına neden olmamıştır. Genel olarak inanç ve yaşam biçiminden dolayı yaldız onlar için her zaman kutsallığını korumuş ve bilinçaltındaki olmazsa olmazlığını muhafaza etmiştir.
Bu tür kültürel farklılıklardan dolayı nasılki A doğulu kişisi batıda birdenbire ünlü olabiliyorsa, yine A batılı kişisi batıda birdenbire üne kavuşabiliyor. Bunun sebebi o kişinin çok iyi, yaratıcı, kendi alanında çok bilgili olması olmayabiliyor çoğu zaman, tamamen farklı kültürden geldiği için ortaya farklı bakış açısı ( kendi kültürünü ) koyması olabiliyor....
Bütün bunların yanı sıra grafiksel anlatımda en güzeli yakalamanın, daha yaratıcı olmanın sırrı ekip çalışmalarıdır. Kişi ne kadar yaratıcı olursa olsun, onun yaratıcılığının ortaya çıkması için herhangi bir dürtü gereklidir. Bu kimi zaman yağmrun yağması, kimi zaman bir kuş sesi, kimi zaman arkadaşıyla geçirdiği hoş zamanlar ama genellikle ortaya koyduğu fikre ister şaka ister gerçek olsun, sürekli olarak bir karşı fikir üreten başka biridir. Saçmada olsa farklı söylemler yaratıcı kişiyi düşünmeye sevkeder. Eğer sinirlenerek çekip gitmezse mutlaka ortaya anlamlı ve güzel şeyler çıkacaktır. Bu durumlarda ortamdaki samimiyet, kişilerin birbirine karşı sevgi, saygı ve güveni çok önemlidir. Ortamdaki rekabet en güzeli ortaya koymak, en güzeli yakalayabilmek ve en güzeli paylaşabilmekle ilgili olmalıdır...
Herhangi bir konuyu grafiksel anlatım genel olarak böyle gelişir ve sonuçlanır, bunun dışında fikir çalma, ürün çalma, desen çalma, logo yada amblem çalma, yalan söyleme, kandırma, yanlış yönlendirme ve diğer olumsuz şeyler içinde grafik kullanılır... Artık bunlar zamanla ortaya çıkacak şeylerdir, kanıtlasanız bile anlamı yoktur... Ayrıca toplum cahil diye, sırf cahillerin satın alması için yapılan grafiklerde vardır.... Bunun adı adı sadece adilitir, bayağılıktır, basitliktir, cahildende öte cahilliktir... Çünkü grafiksel anlatımlar aynı zamanda geliştirici ve uyarıcı olmalıdır ki grafiğin temelinde dürüstlük vardır, iyi bir eğitim ve etik değerler vardır... Kötü bir işletme yada kötü bir ürünü iyi bir tasarımla satışa sunmak tamamen terbiyesizliktir. Öncelikle insanlığa sonrada bu işin eğitim ve öğretimini görmüş kişiye yakışmaz... haa, diyeceksinizki ne olacak sanki, doğru hiç birşey olmaz. Malını bir kere satar ve biter. Oysa o ürün bir kere bile satılmamalıdır aslında çünkü aynı ürün üç-beş ay sonra başka bir isim ile yine piyasaya sürülecek ve bu şekilde varlığını koruyacaktır... Üstelik korumaktadırlarda... Ama maalesef bir tüketim toplumu yaratılmış, herşey tüketmeye odaklanmıştır. Artık iyi bir grafik sanatçısı olmanıza, grafiksel anlatımı en güzel şekilde sergilemenize gerek yoktur. Bilgisayar programlarınında gelişmesiyle herşey kalıplaşmış ve aynılaşmış durumdadır. Yapacağınız tek şey firma ismini yada ürünün özelliklerine uygun programı seçmek ve kes-yapıştır mantığı çerçevesinde yürümektir... Özelliklede adı duyulmuş ünlü bir ajans iseniz ne yapsanız satar. Kalite, yaratıcılık, etik , estetik, anlamlılık ve dürüstlük gibi insani değerler taşımasına gerek yoktur yaptığınız reklamın yani tanıtımın.......
Bütün bunların gölgesi altında sizlere iyi bir reklam sektörü ve iyi bir üretim aşaması dilemekten başka yolum yok. Umarım iyi günler, iyi akşamlar diyeceğimiz yere, iyi reklamlar diyecceğimiz günler gelmez... Hepinize mutlu ve sağlıklı ve bilinçli günler diliyorum...
İLETİŞİM
05363297618
emkasanat@gmail.com
Antalya/TÜRKİYE
copyright © 2011 emkasanat.com
|